Dedim ki; Sen Bir Çocuksun.
Dedim ki; Sen Bir Çocuksun. - [10/15/2014]

Sen henüz ananın kucağında annene seslenmeye çalıştın ama yapamadın. Onu izledin, ona yakın olmak sana güven verdi. Annenin gülüşüne güldün, üzüldüğünde ise ağlamaya çalıştın. Karnın acıktı ağladın, gazın geldi ağladın, susadın ağladın, altına yaptın ağladın. Ey insanoğlu sen tüm bunları yaparken birşeyi gözden kaçırdın, "bu davranışın seninle ömrünün sonuna kadar gelecek"...

O gün, Yunus ağabeyimin gidişinin ertesi gününde
O gün, Yunus ağabeyimin gidişinin ertesi gününde - [10/4/2010]

Hatırlıyorum da, Yunus ağabeyime roman yazdığımdan bahsettiğimde, bizden de bir şeyler yazarsın demişti. O’nun için bu denli cümle kurabileceğini düşünebilseydim, bomboş sayfalar ile dolu resim defterleri sunardım okuyacaklara. O’nun için bir şeyler yazmak haddimin en duruğunda. Şu kelimeleri de dökerken gözyaşlarıma, hıçkırıklarıma hakim olabilsem, daha çok şeyler karalayabileceğim belki. Belki de, kafamı kaldıracağım, Aferin İsmail, beni iyi betimlemişsin diyecek ve omzumdan tutarak, ağlama kardeşim ben buradayım diyecek. Neden hala demedi peki. Neden hala o sokağa girdiğimde görmüyorum seni. Neden o dükkânın kapısından o güler yüzünle çıkıp, “-Hafta sonu bekliyorum ha, şu benim bilgisayara bir format at” demiyorsun. Şimdi ben sınavlara girerken kimin saatini ödünç alacağım. Nasıl geçti sınavın diye sormayacak mısın artık ya da ufaklıkları benim için öp demeyecek misin?

Sıtkı Usta
Sıtkı Usta - [8/18/2010]

Böyle mübarek iftardayız. Bir yandan iftar yemeğimizi yerken çekirdek ailemle, diğer yandan günün haberlerini dinliyoruz sekiz ajansında. Yemek sonrası da bir sap tütün içmedi mi olmaz gibi gelir ama bu günlerde onu da pek beceremezsiniz. İlk tütün dumanı giderken ciğerlerinize yine başınız döner ama bu sefer sersemliğinizden muktedirdir. Balkondayım. Eşim acı telaşla koşar adımlarla geldi yanıma.

Yalnızlıklar Romanı Sayfa 3
Yalnızlıklar Romanı Sayfa 3 - []

Yenibağlar mahallesinde şu anda Havacılık Müzesi olan yerde, 1985 yıllarında bahçeler ve tarlalar vardı. Burada tarlası olan İbrahim Amca ile karşılaşmam, yine böyle sıcak bir Haziran sıcağına denk gelir.

Rahmetli annemde papatyaları çok severdi
Rahmetli annemde papatyaları çok severdi - [2/6/2009]

Bizler ölümleri yanımızda yaşadık. Bizler yaşanan ölümlerin arkasından Fatihalar okurken, bir daha o güzel günlere, o sancılı günlere dönemeyeceğimizi bilsek de, sabaha görüşmek üzere vedalaştık dostlarımızla.

Yenmiyor buralarda bu tür çılbır emin olun
Yenmiyor buralarda bu tür çılbır emin olun - [6/28/2009]

En afallayacağınız konu da, kimlerdensiniz dendiğinde cevabınızın ne kadar tatmin edeceğidir. Şimdi sorsalar, bilmen kimin oğlu, şu vekilin yeğeni, anasının kuzusu hepsi kocaman bir eyvallah olur. Dedik ya kravatını bağlama şeklinin ne anlamı olur. Kimsin denilene en güzel cevabım, Eskişehirliyim amca. Yukarı Kalabak Köyünden İsmail. Al işte aranılan cevap budur.

Söyle İbrahim Abi. Nasıl bir velettim ben?”
Söyle İbrahim Abi. Nasıl bir velettim ben?” - [6/28/2009]

Söyle sevgili, sen hiç kendini unutup daldın mı karanlıklar ülkesine. O ülkeden yalnız kalan her bedene “-Merhaba ben de sizlerdenim” dedin mi? Söyle sevgili, sen bir ilkbahar sabahı, son demlerinde iken güneş, akşam olsa da yatsam diye düşündün mü? O sevgiliye methiye ettiğimiz şiirler içinde yaşanan olmamışlıklar ve bir yanda akıp giden Porsuk Çayı. Sen mi, Eskişehir’in bütünlüğü mü, kızlarımın oyuncakları mı, benim nikotinsiz sigaram mı tüm bu olanların sebebi.

İsrail tohumu gibi mübarek (...)
İsrail tohumu gibi mübarek (...) - [6/28/2009]

Hayat, ona karşı çıktığınız anda size bedellerini çok acımazsızca ödetir. İsteyip de yapamamak olarak sığındığımız fedakârlıklarımız, gün gelir istemeyerek yaptığımız hamurun içinde yoğrulur gider. Tadına bakamayacağımızı, o anlara tekrar dönemeyeceğimizi bilsek de, aralanmış kapılar ardından burnumuzu yeniden uzatır mıyız diye düşünür dururuz. Gitmeliyim derken sana özür dileyebiliyorsam, senden kaçtığımdan değildir. O kapı aralığı değil, o kapının sonuna kadar sana ve senin bütünlüğüne açıklığından gelir.

Kısa kestirince beyaz saçların belli olmuyor
Kısa kestirince beyaz saçların belli olmuyor - [6/28/2009]

Dağ oluyoruz öfkelenince ama bir ince elif olamıyoruz. Selamlarını ilettiğimiz dostlarımızın, sen neden gelmedin havalarına öfkeleniyoruz. İki kısa mesaj arasında dönüp duruyor hayat ve biz kontör telaşına düşüyoruz. Sustukça hayat daha bir hızla ilerliyor, konuştukça, arkasında zafer kazanan atlıların coşkusu gibi, bir deli mutluluk geliyor. Her yere, her kalıba giriyoruz. Su gibi, içine girdiğimiz her maşrapanın şeklini alıyoruz.

Bende aynı yerlere basabiliyor muyum?
Bende aynı yerlere basabiliyor muyum? - [6/28/2009]

Radyo anonslarında duyurulan her kan grubunun sana ait olup olmadığını, her gece on haberlerinde üçüncü sütün haberlerinde ismini bana duyurmandan korkuyorum ve bu nedenlerle “-Gidiyorum” dediğinde tebessüm etmezdim yoksa.

0.
1.
2.
»
»