Eskişehir’in
tanıtımı için elimizden gelen en büyük özveriyi göstererek çalışmalarımızı
sürdürmeye devam ediyoruz.
2007
Nisan ayı içerisinde icra ettiğimiz ve 42 kişinin katıldığı Polonya – Eskişehir
Kültürel Gezi’deki bir eksiğimizi kapamak için bu yazıyı yazıyor aynı zamanda,
bu güne kadar gerekli Karacaşehir Kalesi için gerekli hassasiyeti geç verdiğimiz
için ise siz ziyaretçilerimizin affına sığınıyoruz.
16
Polonyalı öğrenci ve 2 öğretmenin katıldığı 42 kişilik ekibe Eskişehir’imizi
anlatırken bir eksikliğimizin farkına vardık. Karacaşehir.
Şehrinizde hiç kale yok mu? Sorusunu bize ileten Polonya’lı eğitmen karşısında
çok utanmıştım. Tur bitiminde ilk yapmam gerekenin Karacaşehir hakkında bilgi ve
fotoğraf bulmak olduğunu anlamıştım.
Bu
nedenle girdiğim araştırmaların sonucunda aşağıdaki bilgileri, bu konuda benim
gibi eksiklik hisseden, tarihimize değer veren ve aynı zamanda Eskişehir’i seven
tüm ziyaretçilerimize sunuyorum.
Saygılarımla İsmail Bayrak
ESKİŞEHİR’DE UNUTTULAN TARİHİMİZDEN KARACAŞEHİR KALESİ
Eskişehir'in 8 km. güneybatısında bulunan Karacasehir Osmanlı İmparatorluğunun
başlangıcı olan Osmanlı Beyliğinin ilk yerleşim yeridir.
İlk
Osmanlı gümüş sikkesi de burada basılmıştır. Osmanlı Beyliği burada Söğüt'e
geçişle birlikte büyümeye başlamıştır.
12.yüzyıl
ortalarında Bizans imparatoru Manuel Commenos tarafından Türklerden korunmak
için yaptırılan kalenin kalıntıları bulunmaktadır, iç içe iki sıra halinde
yapılan surlar kulelerle desteklenmiştir.
KARACAŞEHİR KALESİNİN KRONOLOJİK EFSANESİ
395’de
Eskişehir ve yöresi, Doğu Roma İmparatorluğu sınırları içine alındı.
Şehir
İmparator Justinianus döneminde onarıldı.
Yörede
pek çok Bizans yerleşme merkezi kuruldu. Bunlar, zamanla önemli ticaret
merkezleri durumuna geldi.
En
önemlileri Karacaşehir, Hanköy, Gümüşkonak ve Roma döneminde kurulduktan sonra
Bizans döneminde gelişen Şarhöyük'dür.
Eskişehir, VIII.yy'da iki kez Araplarca işgal edildi.
1071
Malazgirt zaferi ile Anadolu'ya yayılmaya başlayan Türkler, 1074'te Eskişehir ve
yöresini ele geçirdiler.
1074’de
Anadolu Selçuklu Devleti kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman, Türklerin yayılmasını
durdurmaya çalışan Bizanslılarla Eskişehir önlerinde sasvaştı ve İznik'e dek
ilerledi.
Bir
Bizans imparator hanedanı olan Kommenoslar 1071 sonrası Anadolu içlerine yayılan
Türk boylarını geri püskürtmek için bir dizi saldırı yaparlar.
Haçlıların yardımıyla 1086'da İznik'i geri aldıktan sonra doğuya doğru
ilerleyerek Eskişehir ve Ankara'daki Türkleri çıkartmaya çalışırlar.
İşte bu
savaşlar sırasında Eskişehir'de bulunan Karacahisar, Şarhöyük'te bulunan kale,
Kütahya, Altıntaş'daki kale ve diğerleri Orta Anadolu'daki Türk ilerleyişine son
vermek için Bizanslılar tarafından inşa edilmişlerdir.
1097'de
Selçuklularla Haçlılar arasında Eskişehir'de ikinci bir savaş yapıldı. Selçuklu
Hükümdarı I.Kılıç Arslan, Haçlı ordusuna İznik'te yenilince, Eskişehir
Haçlıların eline geçti.
II.Kılıç
Arslan'ın zamanında Selçuklularla Bizanslılar uzunca bir süre barış içinde
yaşadılar.
Ancak,
yöredeki göçmen Türkmenlerin Bizans köylerine yaptığı saldırılar, Bizansla
Anadolu Selçuklularının arasını yeniden açtı.
1176'daki
Myrliokephalon (Miryakefalon) Savaşı yenilgisinden sonra Bizanslılar asla bir
daha kendilerini toparlayamamışlardır.
1182'de
Karacaşehir Kalesi Selçukluların eline geçmiş olup, Eskişehir yöresini
egemenliklerine almışlardır.
1289'da
Osman Bey'e verilen yöre Orhan Bey döneminde Karamanoğullarınca ele geçirildi.
OSMANLI İMPARATORLUĞU’NUN İLK FETH ETTİĞİ KALE KARACAŞEHİR
Eskişehir, Merkez'e bağlı Karacahisar Köyü'nde bulunan kale Osmanlıların ilk ele
geçirdikleri Bizans Kalesi olarak tarihte geçmektedir. Hatta Osmanlıların
kurucusu olan Osman Gazi adına ilk hutbe burada okutulmuş, yani Osmanlılar
devlet olarak ilk burada kendilerini ilan etmişlerdir.
Kommenos
Saldırısını desteklemek için inşaa edilen Karacahisar Kalesi yapımında artık
terk edilmiş olan antik Dorylaion ve çevre yerleşimlerinden getirilmiş olan
devşirme taşlar kullanılmıştır.
Surlarda
yazıtlar ve belki de Dorylaion'un tiyatrosuna ait oturma sıraları mevcuttur.
Kale,
buraya gelen Kayı Boyu tarafından Bizanslılardan ele geçirilmiş ve buradan
Osmanlılar batıya Söğüt yönüne doğru yayılmaya başlamışlardır. Osman Gazi'nin bu
başarısı üzerine, Selçuklu Sultanı, kendi adına sikke basması ve hutbe okutması
iznini vermiş, yani Osmanlı Beyliğini tanımıştır.
14 yy
sonunda Bizanslılar'ın iyice batıya çekilmesi üzerine kale stratejik önemini
kaybetmiştir.
15. yy.
başında kale stratejik önemini kaybettiğinden terk edilmiştir. Kalenin taşları
aşağıdaki Karacahisar Köyü ve Eskişehir'in Osmanlı binalarını inşa etmek üzere
sökülerek götürülmüştür.
1050 M.
yüksekliğindeki bu tepe bütün Eskişehir Ovası'na hakim bir noktadadır.
Kommenos'ların savunma hattındaki diğer kaleler ile Karacahisar birbirini
görebildiğine göre, herhalde ateşle işaretleşerek haberleşmekte idiler.
GÜNÜMÜZDE KARACAŞEHİR KALESİ
Şehir
bu surların içinde yer almaktadır.Bugün bu kalede askeri tesisler bulunduğundan
ziyarete kapalıdır.
Ertuğrulgazi Kültür ve Sosyal Dayanışma Derneği tarafından geleneksel olarak
yapılan Ertuğrulgazi Şurası ve Yörük Etkinlikleri'nde Karacaşehir Köyü'ndeki
camide de hutbe okutulmaktadır.
Kalenin
müdafaa surları tamamen yıkılmış, yalnızca doğu ve batı girişindeki kulelerden
küçük parçalar kalmıştır.
Kalenin
içerisinde karargah binaları, sarnıç ve sokaklar, ev harabeleri görülmektedir.
2002
Yılında, Anadolu Üniversitesi (AU) Fen- Edebiyat Fakültesi'nce sürdürülen
kazılarda, ortaçağda inşa edilmiş bir savunma kalesinin ana girişi ve hiçbir
yayında rastlanmayan cephesi ortaya çıkartılmıştır.
Prof. Dr.
Halil İnalcık ve Doç. Dr. Halime Doğru tarafından 1999 yılında hazırlanan
''Osmangazi'nin İlk Fethi: Karacahisar Kalesi'' projesi çalışmaları kapsamında
1999'da Porsuk Çayı'nın kenarında, yüksek platonun denizden 1010 metre
yükseklikteki tepesinde yer alan ortaçağda yapılmış bir kalenin ilk kez
topoğrafik planı yapıldı. 2001'de başlatılan kazıların son etabında ise kalenin
ana girişi ve orijinal cephesi ortaya çıkarıldı. Kazı çalışmalarının sonuçları,
Karacahisar Kalesi'nin yapım tarihine ışık tutacak.
Karacahisar Kalesi'nde Anadolu Üniversitesi, Sanat tarihi Bölümü tarafından,
Prof. Dr. Ebru Parman başkanlığında arkeolojik kazılar devam etmektedir.
Çok
kısıtlı bir dönemde iskan görmüş ve sonrasında terk edilmiş olduğu için kazı hem
tarihsel hem de arkeolojik açıdan önemli bilgiler verecektir.
Karacahisar Köyü ise 19. yy. sonunda buradan bulunan ve şimdi İstanbul Arkeoloji
Müzelerinde sergilenen, üzerinde Ana Tanrıça tasviri bulunan M.Ö. 5. yy.
başlarına ait Greko-pers üslupta yapılmış "Dorylaion Steli" nin asıl buluntu
yeri olarak bilinir.
KARACAŞEHİR KÖYÜ
Karacaşehir köyü Eskişehir İli'nin Merkez İlçesi'ne bağlı bir köydür.
Karacaşehir köyü 39.7377778 enlemi ve 30.4566667 boylamı koordinatlarında yer
alır.
Eskişehir
ilinin Merkez ilçesine bağlı bir köydür.
Eskişehir
merkezine 6 km uzaklıktadır.
Köyün
iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.
1997'de
356 olan köy nüfusu 2000 yılında göçler nedeniyle 125'e düşmüştür.
Yerleşim
yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil
etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.
Köyde,
ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve
kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi yoktur ancak PTT acentesi vardır.
Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup
köyde elektrik ve sabit telefon vardır.
KARACAŞEHİR KÖYÜ ve KALESİNDEN OSMANLI ARŞİVLERİNE
KARACAŞEHİR’DE SEMAH YAPANLARIN SORUŞTURULMASI
YAZI:
16 Zilhicce sene 991 (Aralık 1583), Padişah 3. Murat dönemi, Sadrâzam: Kanijeli
Siyavuş Paşa, İran’da 1. Tahmasb’tır. O yıl, Özdemir Oğlu osman Paşa Şirvan’ı
aldı.
KİMDEN: Padişah’tan
KİME:
Karacaşehir Kadısına HÜKÜMKİ,
KONU:
Karacaşehir’de bazı şeyh ve müderrislikten kelime–i tevhid getirdikleri halk
bunu yadırgayıp şikâyet ettiklerinde padişah bunun sakıncası olmadığını
bildirmektedir.
BELGENİNMEÂLİ :
Dîvân–ı Hümâyûn kâtiblerinden Mustafa’ya virildi
Karacaşehir Kadısı’na HÜKÜMKİ,
Eskişehir
ve Gölpazarı kadıları ile kasaba–i mezbhur Beği ulêma ve sulehha a’yanı mahzar
gönderüb kasaba–i Karacaşehir’de âsûde olan ÇAVDAR ŞEYH nâm azizin sulbi oğlı
olan ŞEYH MEHMET zîde takvahü medreseden tekaüd ihtiyâr iden Mevlânâ Ömer ile
kazâ–i mezburda beş vakit namaz kıldıktan sonra âdâb–ı meşâyih üzere dervişleri
cehren (yüksek sesle) halka ile tevhid iderken ba’zısı cezbe–i ilâhiye irüşür
bhi–ihtiyar Hû Hû deyû semâh ile tevhid itdüklerine avâmdan envâ’–ı gayri şâhid–i
zor ile başlarına kasd idüb bu makule zülm ve teaddi ile ref’ olınmak içün emr–i
şerhifim virilmek ricâsına arz itdükleri ecilden BUYURDIM Kİ, vusûl buldukda bi–z–zât
mukayyed olub mezbhurların şer’–i şerîfe muhâlif filleri olmayub kendü
hâllerinde tevhîd–i ilâhi ye meşgul hilâf–ı şer’ ba’z–ı kimesneler dahi
iderlerse men’ idüb hilâf–ı şer’ şerîf kimesnelere iş itdirmeyesin.
DİĞER FOTOĞRAFLARI İZLEMEK
İÇİN TIKLAYINIZ
TEŞEKKÜRLER :
Sayın,
Prof. Dr. Ebru Parman’a
Fotoğraflar için;
Eskişehir 1. Hava Kuvveti Komutanlığı ve
Korg. Bilgin Balanlı’ya
sonsuz teşekkürlerimi sunarım.