Hz. İsa'nın doğumunu tarih başlangıcı ve dünyanın güneş etrafındaki
dönüş süresi olan 365 gün 6 saatlik zamanı yıl olarak kabul eden takvim.
Dönencel yıl müddeti 365, 2425 gün üzerine kurulmuş olan bu takvimde,
bir yıl uygulamada yaklaşık 365 gün 6 saat alınmak suretiyte, kalan 6
saatlik fark her dört yılda bir 24 saate çevrilerek bu bir günlük süre,
normal şartlarda yirmi sekiz gün süren Şubat ayına ilâve edilmiş ve
böylece her dört yılda bir Şubat ayının yirmi dokuz gün sürdüğü kabul
edilmiştir. Bu tür yıllara da "fazlalık yıl" veya "artık yıl" ismi
verilmiştir.
Milâdi takvimin ilk şekli olan Jülyen takvimi, M.Ö. 46 yılında Roma'nın
kuruluşunun 708. yıldönümünde, İskenderiyede yaşayan astronomi bilgini
Sosigenes'in tavsiyesi üzerine Roma İmparatoru Julies Cesar tarafından
yapılmıştır. Julies Cesar tarafından gerçekleştirilen bu takvim reformu
sırasında Roma'da günlerin sayılması konusunda düzensizlik görülmüş;
buna da rahip ve papazların bazı çıkar hesapları yüzünden tarihleri
istedikleri şekilde değiştirmeleri sebep olmuştur. Bu düzensizliğin
giderilmesi amacıyla Julies Cesar yılbaşı gününü 1 Mart'tan 1 Ocak
tarihine çevirmiş, yıl bir defaya mahsus olmak üzere 445 gün'e
çıkarılarak düzensizlik ortadan kaldırılmıştır. Böylece M.Ö. 46 yılının
1 Ocağında Jülyen takvimi yürürlüğe girmiş olmasına rağmen uygulama
çözüm getirmemiştir.
Dört yılda bir gün eklemekle takvim yine kesin bir şekilde düzeltilmiş
olmuyor, bu hesaplamaya göre arada yine 1000 yılda 7,5 günlük bir fark
kalıyordu. Bir yılda 0,007784 yıllık fark, başlangıçta önemsiz gibi
görünüyorsa da zaman geçtikçe fazlalaşacağından, ban yanlışlıkların
ortaya çıkmasına sebep olabilirdi. Gerçekten de, bu takvimin,1500 yıl
kullanıldıktan sonra, güneş yılından 10 gün geri kaldığı anlaşılmıştır.
Tarih, 21 Mart olması gerekirken eldeki takvimde 11 Mart görfinmekteydi.
Papa XIII. Gregorius'un 1582 yılında Jülyen takviminde görülen
düzensizliğin giderilmesi amacıyla yaptığı çalışmalar sonunda toplanan
Ruhâni meclis, her dört yüz yılda üç artık yılın atılarak bu farkın
giderilmesini sağladı. Buna göre dörtyüzün katları olan bin altıyüz,
ikibin, ikibin dört yüz yılları artık yıl olarak düşünülemez. Bu da
Greğorius takvimi reformunun son özelliğini meydana getirir. Yine bu
takvim çerçevesinde MS. 325 yılında takvimin başlıca kurallarını
belirleyen İznik Konsülü, Güneş Çevriminin esas alınarak mevsimlerin
güneş çevrimine yerleştirilmesine karar vermiştir. İznik Konsülünün
toplanmasından, 1582 yılına kadar ki fark olan 1257 yılda bu farkın on
güne ulaştığı anlaşılmış, o günkü takvim gününe on gün eklenmiştir.
Böylece Roma'da 4 Ekim 1582 Perşembe gününü doğrudan doğruya IS Ekim
Cuma gününe bağlama kararı alınmıştır. Bu sayede hafta içinde günlerin
sırası da değişmemiş oluyordu. İşte bu değişme ve toplantıyı (İznik
Konsülü) düzenleyen Papanın ismine atfen, bu takvime Gregorien (milâdî)
Takvimi denir. Gregorien Takvimi Fransa'da 1582 yılında kabul edilerek,
9 Aralık 1582'den hemen 20 Aralığa geçilmiştir. İngiltere 1752 yılının 3
Eylül günü kabul ettiği bu takvimle doğrudan 14 Eylül gününe geçmiştir.
Gregorien takviminde yılbaşının 1 Ocak tarihi olarak kabul edilmesi 1752
yılında gerçekleşti. O tarihe kadar 24 Aralık ile 1 Ocak tarihlere
çiftyıl adı verilmekteydi.
On iki aydan oluşan miladi yılın aylarının isimleri ve bu ayların
süreleri şöyledir: Ocak 31; Şubat 28, 29; Mart 31; Nisan 30; Mayıs 31;
Haziran 30; Temmuz 31; Ağustos 31; Eylül 30; Ekim 31; Kasım 30; Aralık
31. Ayrıca her yıl ilkbahar, yaz, sonbahar, kış olmak üzere dört mevsime
ayrılmıştır. Yıl, her biri kavuşum ayının dörtte birine tekabül eden
elli iki haftaya bölünmüştür.
Milâdî yılı Hicrî yıla çevirmek için önce eldeki milâdî tarihten
622sayısı çıkarılır; kalan sayı 33'e bölünür; bölüm, kalan sayıya
eklenir: Hicri yıl = (Milâdi yıl-622) x 31 Bir hicri yılı milâdi yıla
çevirmek için ise şu formül uygulanır:
Miladi yılı = Hicri yılı x 33 + 622
Her ne kadar miladi takvim Hz. İsa'nın doğum gününü 1 Ocak (başlangıç)
olarak kabul ediyorsa da bunun kesin olmadığı bilinmektedir.
Türkiye'de Miladi Takvimi İlk olarak Osmanlı devletinde İttihat ve
Terakki partisi zamanında Takvim-i Garbi ismiyle 1917'de yürürlüğe konan
Hıristiyan takvimi, Cumhuriyetin kurulmasıyla gerçekleştirilen köklü
devrimler sırasında resmen kabul edilmiştir. 26 Aralık 1925 tarih ve 698
sayılı "Takvimde Tarih Mebdeinin Tebdili" hakkındaki kanunla, Hicri 1342
Ocak ayının ilk günü 1 Ocak 1926 olarak değiştirilmiş ve bu tarihten
itibaren yeni takvim yürürlüğe girmiştir. Cumhuriyet devrimlerinden
sadece birisi olan milâdi takvimin kabulüyle Türkiye müslümanlarının bin
yıllık islamî geçmişleriyle aralarına engeller konulmuş ve bundan böyle
hristiyan Noel baba kültürü halk arasında yaygınlık kazanarak
batılılaşma resmî devlet politikası halini almıştır. Hafta tatilleri
pazar gününe alınmış,1935 yılında ise Yahudilerin hafta tatilleri olan
cumartesi günleri yarım gün tatil edilmiş, 1974 yılında cumartesi tatili
tam güne çıkarılmıştır. Ancak Müslümanların tatili olan cuma günleri
için aynı durum söz konusu olmamıştır. |
Tarih başı olarak Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed
(S.A.V.)’in Mekke’den Medine’ye göç edişini alan takvim. Hicretten 17
yıl kadar sonra halife Ebubekir zamanında kullanılmaya başlanmıştır. Bu
takvimde de yıl, 12 aya bölünmüştür. Ancak, Dünyanın Güneş çevresinde
dönüşü değil, Ayın Dünya çevresinde dönüşü, aylar için esas alınmıştır.
Ay’ın Dünya çevresinde dönmesi 29,5 gün sürdüğüne göre, bir ay 29,5 gün
sayılmış, bir yılda, (12×29,5 = ) 354 gün olmuştur. Böylece bu takvim,
güneş yılından 11 gün kısa olmuştur. Bu kısalık sonucu, bu takvimdeki
aylar durmadan yer değiştirir. Meselâ Ramazan ayı, her yıl 11 gün,
kıştan yaza ya da yazdan kışa doğru yer değiştirir.
Bu takvimdeki 12 ayı, 29,5 gün olarak buçuklu hesaplamamak için, ayların
kimi 29, kimi de 30 gün sürer. Aylar şunlardır: Muharrem, Sefer,
Rebiülevvel, Rebiülâhir, Cemaziyülevvel, Cemaziyülâhir, Recep, Şaban,
Ramazan, Şevval, Zilkade, Zilhicce. Bunlara “Arabî aylar” adı verilir.
Eskiden bizde de Hicrî takvim ve Arabî aylar kullanılırdı. Bugün yalnız
dinî bayramlarda ve dinî günlerde kullanılmaktadır. Hicrî takvim yerine,
bütün medenî dünyanın kullandığı Milâdî takvim, bizde 26 Aralık 1925
tarihinden itibaren kullanılmağa başlanmıştır. Hicri Takvim Hz. Muhammed
(sav)'in Mekke'den Medine'ye hicretini başlangıç kabul eden ve ayın
dünya çevresinde dolanımını esas alan bir takvim sistemidir. Hicri
Takvim; Hicri Şemsi ve Hicri Kameri Takvim olmak üzere ikiye ayrılır:
Peygamber Efendimiz, Safer ayının 27.günü Hz. Ebubekir ile birlikte
Medine'ye hicret etmek üzere Mekke'den ayrılmış, 4 gece Sevr
Mağarası'nda kalmış. 1 Rebiülevvel Pazartesi günü Sevr Mağarasından
Medine'ye doğru yola çıkmışlardır. 8 Rebiülevvel / 20 Eylül 622
Pazartesi günü Kuba köyüne gelmiş. Burada Kuba Mescidi'ni inşa etmiş ve
12 Rebiülevvel Cuma günü Medine'ye doğru hareket etmişlerdir.
Hicrî Şemsi Takvime Türkiye'de Rumî Takvim de denir. Hz. Peygamberin
Kabe'ye geliş günü olan miladi 20 Eylül 622 tarihini, Hicri sene
başlangıcı olarak kabul eden, Arapça'da güneş anlamına gelen Şems
kelimesinden de anlaşılacağı üzere, dünyanın güneş etrafındaki
dolanımını esas alan bir takvimdir.
Hz. Ömer zamanında Hicretin 17. yılında alınan bir kararla Hicretin
olduğu sene Hicri Takvimin 1. yılı ve o yılın Muharrem ayı da Hicri
Kameri takvimin yılbaşısı kabul edilmek suretiyle, o yıl 1 Muharrem'in
rastladığı 16 Temmuz 622 tarihi de Hicri Kameri Takvimin başlangıcı
olarak kabul edilmiştir. Uygulamada Hicri Takvim olarak bu
bilinmektedir.
|