İSMAİL BAYRAK
İyi bir vatandaşlık sosyal sorunlara karşı harekete geçmektir.



Yzb.Cengiz Topel
Yzb.Cengiz Topel

7-8 Ağustos 1964 Hava Harekatı ve Yzb.Cengiz Topel

7 Ağustos Cuma günü, ESKİŞEHİR’e yaklaşmakta olan bir C-54 uçağından Meydan Nöbetçi Subaylığına mesaj geldi. Mesajda; Hava Kuvvetleri komutanı Orgeneral İrfan TANSEL “Muhsin Paşa kuleye gelsin konuşacağım” diyordu. Mesaj hemen kendisine iletildi. Tümg. Muhsin BATUR ile Orgeneral İrfan TANSEL yaklaşık olarak bir saat pist başında motorları çalışır bekleyen uçağın içinde konuştular. Bu konuşma sırasında, İrfan TANSEL “Kıbrıs’taki karışık durum nedeniyle İSTANBUL’dan ANKARA’ya çağrıldığını ve hemen gideceğini fakat kendisi ile görüşmek istediği için ESKİŞEHİR’e indiğini” belirttikten sonra "Hükümetin muhtemelen KIBRIS’a uyarı uçuşu kararı alacağını bunun için silahlı bir dörtlü kolun hazır olarak beklemesini" bildirip hükümet toplantısına katılmak için ANKARA’ya hareket eder. Tümg. Muhsin BATUR ise 1 nci üsse dönerek, Üs kilit personelini toplantıya çağırır. Bu arada liderliğini

1 numara Yzb. Necmi SOYUPAK’ın yaptığı ve

2 numara Ütğm. Şevket YAVUZ,

3 numara Yzb. Osman KAYADİBİNLİ,

4 numara Ütğm. Ethem SANCAR'dan meydana getirilen bir dörtlü kol, makinalı top yüklü olarak beklemeye bırakılır. Saat 19.00’da, başta Tümg. Muhsin BATUR olmak üzere 1nci üs komutanı Tuğg.Semih ALAYBAYOĞLU, Uçuş Grup Komutanı Yb.Tarık GÖKERİ ve Uçuş Grup Komutanı Yb. Necdet HORASAN olduğu halde üsse gelerek, hazır bekleyen kolu brifinge alırlar. Bizzat Tümg. Muhsin BATUR tarafından verilen birifing emri ile, ki bu emir, uyarı uçuşu ve gözle temas sağlanan hedeflere makinalı top ile taarruz edilmesi, idi. Kol saat 19.35 de kalkış yapar. Hızlı bir uçuş ile 40 dakika sonra saat 20.17 de hedef olan ERENKÖY üzerinde olunur. İlk önceliğe sahip olan Rum hucumbotlarının bölgeden ayrılması nedeni ile Rum mevzilerine makinalı top taaruzu yapılarak geri dönülür.

Yapılan bu uyarı uçuşu, ERENKÖY’de üç gündür direnen ve Anavatandan yardım bekleyenler için umut ışığı olmuştur.

8 Ağustos 1964 gününe gelindiğinde istihbarat raporlarından Rum hucumbotlarının ERENKÖY ve GEMİKONAĞI Limanı civarında toplandığı öğrenilir. Bu hucumbotlar ERENKÖY’ü denizden top ateşine tutuyorlardı. Türkler çok zor durumda idiler. Çünkü savunma durumunda olan Türkler sırtlarını güvenli buldukları denize vermişlerdi. Ama denizden gelen top mermileri onları ateş arasında bırakıyordu. 8 Ağustos günü yine bizzat Tümg. Muhsin BATUR tarafından verilen brifing ve emir ile; bir F-100 F ve iki adet F-100 D uçağından oluşan keşif kolu hazırlandı. Bu keşif kolu yine Yzb. Necmi SOYUPAK liderliğinde, iki numara Yzb. Osman GÜLSES olarak havalandı. F-100 F’de Yzb. Necmi SOYUPAK’la birlikte Ütğm. Uluer ECERAL da bulunuyordu. Görevleri ise:

ERENKÖY bölgesine kadar kol halinde uçtuktan sonra bölgeye varıldığında kol ikiye ayrılacaktı. İki adet F-100 D uçağı Yzb. Osman GÜLSES liderliğinde bölgede kalarak keşif ve Rum mevzilerine taarruz görevini yerine getirirken; Yzb. Necmi SOYUPAK ve Ütğm. Uluer ECERAL komutasındaki F-100 F uçağı GEMİKONAĞI Limanına keşfe gidecekti.

Yzb. Necmi SOYUPAK ve Ütğm. Uluer ECERAL komutası altındaki F-100 F, GEMİKONAĞI Limanına ulaştığı zaman hücumbotların bölgede olduklarını tespit etti. Daha önceden kararlaştırılan bir şifre ile kendisinden sonra kalkan
1 numara Yzb. Hüseyin ÇAPOĞLU liderliğinde ve
2 numara Ütğm. Ethem SANCAR
3 numara Yzb. Vahdet GÜNDÜZ

4 numara Ütğm. Mustafa KÖSEOĞLU'ndan oluşan dörtlü kola bildirecekti. Hücumbotların GEMİKONAĞI olduğu Limanında tesbitinden sonra; “Hava yerinde güzel” parolası ile hücumbotların bölgede olduklarını bildirerek, kolun hedef arayarak zaman kaybetmesi önlenmiş oluyordu.

Yzb. Hüseyin ÇAPOĞLU liderliğindeki dörtlü kol, hedef bölgesine ulaşarak Rum gemilerine roket ve makineli top taaruzuna geçtiler.

KIBRIS semalarında bu faaliyetler olurken TÜRKİYE’deki faaliyetler de olanca hızıyla devam etmekteydi. MALATYA’dan ADANA’ya intikal eden 113 ncü Filo, Bnb. H.Basri YURDAKUL liderliğinde kalkan bir dörtlü kol ise ERENKÖY’e doğru uçmaya hazırlanıyordu. Hedef ; ERENKÖY’de bulunan Rum birlikleri idi.

ESKİŞEHİR 112 nci Filoda ise pilotlar kamelyada kendilerine sıra gelmesini bekliyorlardı. Yzb. Cengiz TOPEL ise kamelya içerisinde dolaşıyordu. Derken 1 nci Hava Kuvveti Komutanı Tümg. Muhsin BATUR, Kurmay Başkanı Tuğg. Hulusi KAYMAKLI, Üs Komutanı Tuğg. Samih ALAYBAYOĞLU, Grıp Komutanı Yb. Necdet HORASAN gelerek hücumbotlara yapılacak ikinci dalga taaruz için dört asil ve bir yedek pilot seçtiler.

Seçilen bu dörtlü kol, öğleden sonra geç vakitlerde brifinge alındı. Brifing yine 1 nci Hava Kuvveti Komutanı Tümg. Muhsin BATUR tarafından veriliyordu. ( Saatin tam olarak belirlenememesine rağmen 16.30 civarında brifinge girmeleri kuvvetle muhtemeldir.) Teşkil edilen dörtlü kolda;

Lider, Yzb. Cengiz TOPEL (F-100D 55-2766)

2 numara Ütğm. İzzet ÖZTARHAN

3 numara Yzb. Mehmet KONEDRALI

4 numara Ütğm. Ethem SANCAR bulunmaktaydı. Ayrıca 5 numara olarak Ütğm. Şevket YAVUZ brifinge katılmıştı. Kalkış esnasında koldan herhangi bir numaranın bir numaranın arıza yapması durumunda arıza yapan uçağın yerine kalkacaktı.

Brifingte hedef bölgesi olarak GEMİKONAĞI Limanı bölgesinde olan hücumbotlara ikinci dalga olarak taaruz edileceği bildirildi. Silah yükü olarak uçaklara bomba ve makinalı top mermisi yüklenmişti. Yapılan brifing sırasında ki Cengiz TOPEL’i Şevket YAVUZ şöyle anlatıyor;

“Brifinge girdiğimiz zaman, Cengiz’i ilk defa olarak bu kadar sessiz gördüm. Brifing boyunca hiç konuşmadı. Soru dahi sormadı. Sadece verilen emri aldı ve ‘Hadi arkadaşlar gidelim’ dedi.”

Cengiz TOPEL liderliğindeki kol, takriben 17.00-18.00 civarında ESKİŞEHİR’den kalkış yaptı. Koldaki tüm uçakların başarıyla havalanmasından sonra, beş numara olarak piste giren Ütğm. Şevket YAVUZ ise geriye döndü.

Yzb. Cengiz Topel'in Son Uçuşu

ANTALYA’ya kadar yapılan yüksek irtifa uçuşundan sonra kol, AKDENİZ üzerinde alçalarak, alçak uçuşa başladı. Alçak uçuş yapmalarının nedeni, İngilizlerin KIBRIS’a kurdukları radara yakalanmamaktı. Böylece DİKELYA Üssünden kalkacak İngiliz av uçaklarının önlemesine de maruz kalmayacaklardı. (Harekat boyunca İngiliz radarı tesbit ettiği Türk uçaklarına karşı önleme uçakları kaldırdı. Ancak bu uçaklar hiçbir şekilde hasmane bir davranışta bulunmadılar.)

Kol ANTALYA’yı geçip AKDENİZ’in mavi suları üzerinde uçmaya başladığı zaman telsiz kulaklıklarından bilinen bir ses duyuldu: “Tık tık”. Bu ses GEMİKONAĞI Limanındaki görevini bitirip ESKİŞEHİR’e dönmekte olan Yzb. Hüseyin ÇAPAOĞLU liderliğindeki kolun başarı dileklerini iletiyordu. Bu dileğe Cengiz TOPEL tarafından yine aynı şekilde cevap verildi. Aynı saatlerde ADANA’ya intikal etmiş olan 113ncü Filodan Bnb.H.Basri YURDAKUL liderliğinde bir dörtlü kol ERENKÖY’deki Rum mevzilerini bombalamak için havalanıyordu.

Sinirler gerilmişti yıllardır barış şartları içinde savaş için hazırlananlar artık savaşın içindeydiler. Ölümü göze alarak öldürmeye gidiyorlardı. Herşeyden önemlli olan tek bir şey vardı: Görevin yapılması. Bu sayede insanlık onuru ve KIBRIS Türk’ünün yaşam hakları korunmuş olacaktı.

Kol, akşam alaca karanlık vaktinde hedef bölgesine ulaştı. Ortalık tam anlamıyla mahşer gününe dönmüştü. Her yerde patlayan uçaksavar mermilerinin kara dumanları, yanan gemilerin siyah bulutlarına karışıyordu. Pilotların hiç görmedikleri büyüklükte muazzam bir uçaksavar ateşi vardı. Rumlar, GEMİKONAĞI Limanını olası bir Türk çıkarma bölgesi olarak gördükleri için büyük ölçüde silahlandırmışlar ve çok sayıda da uçaksavar ile desteklemişlerdi.

Kol hedefleri olan hücumbotlar görülür görülmez, bir atış paterni teşkil etti. Limanın hemen arkasında denize paralel uzanan yüksek dağlar nedeniyle denizden karaya doğru bir atış paterni kurulamadığı için, karaya paralel ve dalış anında güneş arkada kalacak şekilde bir atış paterni kuruldu. Artık taarruzlar başlamıştı. Denizdeki hücumbotlar kaçmaya uçaklar ise onları hedef almaya çalışıyordu. Bu uğraşma içerisinde, Cengiz TOPEL ilk dalışını yaptı. Hücumbot hedef göstergesinde hızla büyürken, bombasını attı ve yükseldi. Fakat küçük geminin son anda yaptığı bir manevra bombanın on metre geriye düşmesine neden oldu. Bu durumu yadırgamamak gerekir. Çünkü o zamana kadar hareketli hedeflere özellikle de deniz hedeflerine karşı atış eğitimi yapılmıyordu.

İlk dalışlardan sonra kol, tekrar paterne girerek ikinci bir dalış için hazırlandı. İşte herşey o zaman oldu...

AKDENİZ üzerinde, ERENKÖY’e gitmekte olan, Bnb.H.Basri YURDAKUL kolunun telsizlerinden şu sözler yankılanır:

“- Cengiz Yüzbaşım uçağından dumanlar çıkıyor atla! (Ütğm.İ.ÖZTARHAN)

- ...

- Yüzbaşım!...Cayır cayır yanıyorsun atla! (Ütğm.İ.ÖZTARHAN)

- Tamam atladı.(Muhtemelen Yzb.M.KONEDRALI)

- Paraşütü açıldı.(Muhtemelen Ütğm.İ.ÖZTARHAN)”

Kendisi yanan uçağından atladı ama indiği yerde ana vatanı ve kardeş vatanı uğruna binbir işkenceye maruz kalarak şehit edildi. Mekanı cennet olsun.

Bu pırıl pırıl insanı ve 1974 harekatında verdiğimiz şehitleri “Annan Planı” ve “AB Ek Protokolü" için mi kaybettik?